Posts Tagged ‘komik fıkralar’
Temel ile İdris
Temel ve idris kacak olarak bir gemiye atlarlar ve amerikaya giderler. Tam özgürlük heykelinin önünde hayran hayran etrafi incelerken temel idrise “ula idrus gel ha purda ayrulalum pir ay sonra bulusup kimin ne yaptigina bakaruz” der aradan bir ay gecer ve tam gününde temel ve idris bulusurlar.
idris korumalar ve limuzinle gelir temel dilenci gibi pis ve actir temel dayanamaz idrise sorar “ha usak sana ne oldi ne yaptin der ve idris anlatir önce bi kac gün dilendim sonra bi tuvalet aldim 2 dolar veriyosun isetiyo sictiriyo ve götü yikiyo der. temel uyanir ve idrise bir ay sonra tekrar bulusmalarini teklif eder.
bir aysonra idris gene korumalar ve limuzinle gelir temelde meydana helikopteri ile iner hasret giderdikten sonra bu sefer idris merakla sorar usak sana ne oldi naptin der temelde “bi kac günsenin gibi dilendim ve tuvalet actim” der.
Sasiran dursun sorar: “E benim de tuvaletim var, sen nasil bu kadar cok para kazandin?”
Temel: -Bizim tuvalette 2 dolar veriyosun önce isetiyo sonra sictiriyo 10 dolar vermeden de tassaklari birakmiyo !!
Zayıf Not
Üniversite son sınıf öğrencisi yazılı sınavından
kalınca doğru hocasına
gider:
-”Siz sınıfta bırakarak hayata atılmamı önlüyor ve
beni cezalandırıyorsunuz. İşin bu yanını hiç düşündünüz
mü?”
-”Tabii düşündüm. Hocanın görevi bilgiyi ölçmek,
yeterli olmayanı sınıfta bırakmak değil mi?”
-”İyi. O zaman size bir teklifim var. Bir soru da ben
size soracağım.
Doğru cevabı verirseniz, ben kötü notumu kabul edip sınıfta
kalacağım. Bilemezseniz, notumu düzeltecek ve sınıfı
geçirteceksiniz. (Hocanın
keyfi yerinde. Teklifi kabul eder.)
Ve öğrenci sorar:
-”Yasal olup, mantıklı olmayan nedir?
Mantıklı olup, yasal olmayan nedir?
Ve de ne mantıklı ne de yasal olmayan nedir?”
Hoca uzun uzun düşünür ama cevabı bulamaz. İddia gereği öğrencisine iyi not vererek sınıfı geçirir. Ama aklı da soruda kalır. Sonunda sınıfın en iyi öğrencisini çağırır, olayı anlatır ve sorunun yanıtını bilip bilmediğini sorar.
Öğrenci hemen cevap verir:
-”Siz 65 yaşındasınız ve 23 yaşında bir kadınla evlisiniz.
Bu yasal ama mantıklı değil. Karınızın 25 yaşında bir sevgilisi var.
Bu mantıklı ama yasal değil. Siz karınızın sevgilisini, zayıf alıp sınıfta kalması gerekirkeniyi not verip mezun ediyorsunuz.
Bu da ne mantıklı, ne de yasal.”
Temel’in Hastalığı
Temel amansız bir hastalığa yakalanmış. Doktor doktor dolaşmış, en sonunda bir doktor onun hastalığının bir çaresi olduğunu, yeni doğum yapmış bir kadının memesinden süt emerse iyileşebileceğini söylemiş. Temel her zaman gittiği kahveye gidip oturmuş ve kara kara düşünmeye başlamış. O sırada arkadaşı İdris gelip Temel’in durumunu görmüş ve derdinin ne olduğunu sormuş. Temel durumu anlatınca,
- Uşağum bundan kolay ne var? Benim hanım 2 ay önce doğum yaptı. Hergün gelir emersin.
Bunu duyan Temel sevinçten uçmuş. Hergün İdris’in evine gidiyor ve sütünün içiyormuş. Bir gün İdris’in karısı kendisini emen Temel’e bakıp işveli bir şekilde,
- Uşağum başka canın çeken bir şey varsa isteyebilirsin, haçan seni memnun etmek isteyrum.
Deyince Temel hemen aklından geçeni söyleyivermiş:
- Uy bacum yanında bir-iki tane bisküvi olsa ne iyi olirdi da.
cenaze namazı
birgün temelin annesi ölmüş temele sormuşlar niye namaz kılmeysun temel ben cenaze namazı kılmasını bilmeyrum demiş 15 gün sonra kaynanası ölmüş temel en önde namaz kılıyomuş temele hani sen cenaze namazı kılmasını bilmiyordun demişler temel bu cenaze namazı deyildür bayram namazudur demiş.
Amin evlatlarım
Üç Amerikan askeri Iraklı bir amcanın bakkalına girerler alış veriş yaparken
‘kahrolsun Amerika’diye ses duyarlar. Etrafa bakınırlar ve sesin bir
papağandan geldiğini görürler.
Bunun uzerine Iraklı bakkal amcaya ‘bu papağanı buradan yok et yarın
geldiğimizde görürsek seni mahvederiz’derler.
Askerler gittikten sonra bakkal amca kara kara düşünmeye başlar çünkü
papağan kuşunu çok sevmektedir. Derken aklına cami imamlarının papağanı
gelir. Hemen imamın yanına koşar başından geçenleri anlatır ve ‘Hocam eğer
sakıncası yoksa papağanları değişelim’der Hoca kabul eder ve değişim
gerçekleşir. Ertesi gün işgalci Amerikan askerleri gelir, papağanı görürler
ve kızarak :’biz sana bunu yok edeceksin demedikmi? ‘
Amca bu papağan o değil desede inandıramaz.
Sivri zekalı askerin biri ben şimdi anlarım bunun dünkü papağan olup
olmadığını der ve papağanın tekrarlamasını umarak bağırır:
‘Kahrosun Amerika!!
ses çıkmyınca bakkal amca dahil hep birlikte bağırmalarını söyler:
-Kahrolsun Amerika!
(ses yok)
-Kahrolsun Amerika!
(ses yok)
-Kahrolsun Amerika!
papağan dile gelir
-Amin evlatlarım…..)))
Herkes Kendi Yediğinden İkram Eder
Bir gün İran hükümdarı Şah İsmail düşmanı olan Yavuz Sultan Selim hana bazı hediyeler yollar ama bu hediyeler çok değerli hediyeler halılar altınlar gümüşler
yakutlar deve deve yemişler ve bir de sandık hediyeler Yavuz a getirilir açılır ama o da ne içeriyi bir koku kaplar ama çok kötü bir koku nedir bu diye herkes aramaya başlar birde bakarlar ki sandığın dibinde insan dışkısı konulmuş
Yavuz Sultan Selim hemen buna bir cevap vermek için ulemalarını hocalarını toplar.Buna iyi bir şekilde cevap verilmesi gerekmektedir.Ve yine cevabı kendisi bulur aynı hediyelerden kendiside hazırlatır ve vezirine kendisine bir kutu gül lokumu getirmesini ister ve lokumun altınada bir not yazar elçiyle şah İsmaile yollar.şah İsmail hediyeleri kabul eder ama içinde bir tereddüt acaba o bana ne dışkısı yoladı diye düşünürken içeriyi birden lokum kokusu sarar çok güzel kokmaktadır.Vezir lokumu ikram eder şah önce başkaları tatsın enson ben tadarım diyerek kendine göre önlem alır herkes lokumları yedikten sonra sıra şah İsmaile gelir şah lokumu yer ve altındaki not gözüne ilişir.notta şöyle yazmaktadır
‘İsmail herkes kendi yediğinden ikram eder’
YAVUZ SULTAN SELİM
Kahvaltı
Napolyon bir sabah erkenden kalkıp nöbetçilerini kontrol etmeye başlamış. Birde ne görsün? Nöbetçilerden bir tanesi yerinde yok. Hemen aramaya başlamış. Çok geçmeden biraz ilerideki çalılıkların arasında nöbetçisini bulmuş. Asker tüfeğini ağaca dayamış, oturmuş sıçıyor. Bunu gören Napolyon hemen ağaca dayalı tüfeği kapıp askere doğrultmuş ve yaptığı şeyi parmaklayıp yemesini emretmiş. Asker istemeye istemeye söyleneni yapmış.
- Asker bu ceza sana yeter, seni bu defalık affediyorum, tekrar ederse kurşuna dizilirsin.
Deyip tüfeği askere teslim etmiş ve arkasını dönüp uzaklaşmaya başlamış. Tam o sırada nöbetçi silahını Napolyon’a doğrultup “Dur” diye bağırmış.
- Hadi bakalım komutanım boku yeme sırası sende, yoksa seni vururum.
Napolyon çaresiz söyleneni yapmış ve parmağını boka batırıp yalamış.
Aradan uzun süre geçmiş ve savaş sona ermiş. Napolyon savaştan sağ çıkan askerlerinin arasında dolaşırken bir askerin önünde durup,
- Asker, ben seni bir yerden tanıyorum ama çıkartamadım.
Demiş. Asker hemen cevap vermiş:
- Doğrudur komutanım bir sabah kahvaltıyı sizinle birlikte yapmıştık.
3′lü Sex
Dursun ile Temel yolda karşılaşırlar,
Dursun arkadaşı Temel’e :
-Ula Temel, 3′lü sexten hoşlanirmisun?
Temel : -Evet, en sevdiğim fantazimdur da.
Dursun: -İyi o zaman, acele sizin eve yetiş…
Deli misin ?
Deli adamın biri bir gün balkondan aşağı olta sarkıtmış yoldan geçen biriyse adama sormuş: -”Kaç balık tuttun” demiş. Deli ise adama: -”Delimisin be adam burada balık ne arar”
Bizim Eşşek
Adamın biri avlanmayı çok seviyormuş. Piyangodan büyük ikramiyeyi kazanınca olan parayı 15 günlük bir safariye yatırmış.
15 gün sonra dönmüş gelmiş köy kahvesine,ayakta karşılamışlar, hepbir ağızdan ‘de hele anlat,neler yapmişsen,neler görmüşsen?’ demişler.
Bizim avcı demiş ki ‘valla zebra avlamışem’.
demişler ‘ula zebra da ne olaki?’.
demiş:bizim eşşeği bilisen?
-he bilirem
-ha iste bizim eşşeğin çizgilisidir,boyle pijama giymiş gibi olanıdir.
sonra zürafa avlamışem.
-ula zürafa da nolir?
-bizim eşşeği bilisen?
-he bilirem
-işte bizim eşşeğin böyle boyu 3-4 metre olanıdir.
sonra,başka,ee,piton avlamışem.
-la piton da nolir?
-bizim eşşeği bilisen?
-he bilirem
-eşşeğin sikini bilisen
-he bilirem
-aha odır, ama eşşek yohtır!