Posts Tagged ‘av fıkraları’
KORKAK AVCI
Mahallede ki mısırlara dadanan domuzu avlamak
için Hamza Dayı bir avcı gurubu oluşturmuş.
Görev bölümünden sonra pusuya yatmışlar.
Hamza Dayı gelen sese doğru tüfeğini doğrultmuş. Pür dikkat bakarken önünden geçen domuzun boynuna Hamza Dayı’nın tüfeği takılmış.
Panikleyen Hamza Dayı kaçmaya başlamış. Arkadaşlarına “kaçın arkadaşlar “!!!!! “Tüfek elinde domuz geliyor.”
Geyik avı
Temel ile Dursun bir gün ava gitmişler. İri bir geyik avlayıp geri dönerlerken çok ağır olan geyiği birer boynuzundan beraberce tutarak köylerine doğru yola koyulmuşlar. Köye beşyüz metre kala köyün yaşlılarından biri ile karşılaşmışlar. Adam geyiği görüp Temel ile Dursun’u tebrik ettikten sonra geyiği böyle taşımaları halinde etinin sertleşeceğini söyleyerek kuyruğundan çekerek taşımalarını önermiş. Temel ile Dursun da kuyruğundan çekerek taşımaya başlamışlar. Bir süre sonra çok yorulmuşlar ve Dursun Temel’e dönüp : – “Ula Temel biz yine eskisi gibi taşısak iyi olur. Baksana köyden epeyce uzaklaştık
Adın Neydi??
Avcılar aralarına yeni katılan acemi avcıyı sınamak isterler ve ellerinde bulunan; av kuşları ile ilgili kitabı çıkartıp bir sayfa açarlar. Bu sayfada bulunan kuşun gövdesini kapatıp bacaklarını acemi avcıya gösterirler, cevap alamayınca diğer resme geçerler… Ondan da cevap alamazlar ve birkaç resimden sonra alaylı biçimde “senin iyi bir avcı olman için daha çok çalışman lazım” deyince, acemi olan avcı mahçup ve üzgün olarak aralarından ayrılırken, diğer arkadaşlardan biri “arkadaşım senin adın neydi?” deyince acemi avcı pantolonunu indirip bacaklarını gösterir.
Ayı neye basıp düşüyor
Adamın biri eski bir macerasını kahvede arkadaşlarına anlatıyordu.Macera şöyleydi:
-”Ben dağa çıkmıştım.Önüme bir anda kocaman bir ayı çıktı.Ben kaçmaya başladım.Ayı beni kovalıyor ve bana daha çok yaklaşıyordu.Ayı tam pençeyi yapıştırcak , kayıp düşüyordu.Bu 2-3 kez oldu böyle.”
Kahve de oturan adamlardan biri şöyle dedi:
“Abi ben olsam altıma yapardım.
Adam cevap verir.
-”Lan ayıoğluayı, ayı neye basıpta düşüyor sanıyorsun!!!”
Aslan
Birgün iki kuzen aslan avına çıkar. kuzenler akşama kadar aslan aralar ama bulamazlar. Akşam tam dönerken karşılarına bi aslan çıkar.
Kuzenlerden biri çalıların arkasına saklanır ve diğerine ağaca cıkması söler.
Ağaca çıkanı aslan görür ve arkasından tırmanmaya başlar, ağaçtaki kuzen bağırırı:
- Lan vur şunu
diye.
Aşağıdaki kuzen, aslana nişan alır ve sıkar ama aslanı sol taşşağından vurur. Canı yanan aslan azimle tırmanmaya başlar.
yukardaki kuzen yine bağırır:
_ lan vursana şunuuuu
diye.
Aşağıdaki
- hah şimdi vurcam
der ve ateş eder.
Bu defa aslanı sağ taşşağından vurur.
Ağaçtalki kuzen iyice sinirlenir ve bağırır
- lan o…. çocuğu aslan beni si… meye değil yemeye geliyor yemeyeeee
diye.
Ava giden avlanır.
Avcı ormanda avlanırken yorgun düşer ve bir ağaç altında uykuya dalar. Aradan biraz zaman geçer, uyandığında tüfeği alınmış ve etrafında yamyamlar dans etmektedir. Adam korku içinde söylenmeye başlar.’Evet şimdi ya**ğı yedik’ diye, o anda yukarıdan bir ses gelir,’Korkma sana hiç birşey olmayacak. Hemen yanındaki mızrağı al ve tam karşındaki tüylü olan şeflerinin kalbine fırlat’ diye. Avcı can havliyle mızrağı alır ve şeflerinin tam kalbine fırlatır. Şef ölmüştür ve ortalık bir anda sessızliğe boğulur. İşte o zaman yukarıdan bir ses daha gelir.’Evet şimdi ya**ğı yedin.’